1400 yıl önce ve canlıların kromozom sayılarının bilinmediği zamanlarda Kur’an-ı Kerim önemli mesajlar veriyordu. Ama tabii o devirlerde bu mesajlar anlaşılamıyordu.

İnsana her konuda rehber olan Kur’an-ı Kerim’de iman, ibadet ve ahlak konuları vardır. Bunun yanı sıra kainat ile ilgili veya kainatta bulunan canlı-cansız varlıklarla ilgili bilgiler de bulunmaktadır. İnsan, yaşamını sürdürebilmesi için muhtaç olduğu yiyecek, içecek, giyecek ve barınakların bir kısmını hayvanlardan istifade ederek elde etmektedir.
Mesela; koyun, keçi, deve, inek gibi hayvanların etinden, sütünden ve derisinden; arının balından istifade etmektedir. At, deve, eşek ve fil gibi hayvanları yük ve taşımacılıkta kullanmaktadır. Kur’an da hayvansal ürünlerin insanoğlunun istifadesine sunulduğunu ifade eden birçok ayet vardır.
“Sizin için sağmal hayvanlarda da kesin olarak ibret vardır. Nitekim size hayvanın karnında, besin artıklarıyla kan arasında(oluşan), içenlere lezzet veren saf süt içiriyoruz.” Nahl / 66
Hayatımızda önemli bir yere sahip olan bazı hayvanların adının geçtiği ayetler incelenerek, ayette geçme sebebi ve hikmetleri tespit edilmeye çalışılmalıdır.
Bir Müslümana ve meraklı bir insana düşen görev budur.
İlahi bir kitapta hangi hayvandan, neden bahsediliyor?
Hiç merak ettiniz mi? Ben merak ettim. Kur’an’da adı geçen hayvanları tespit ettim. Etraflıca inceledim. Ayrıca bunların adlarını öğrenirken, hayvanlarla ilgili bahsedilen genel kavramlar ve ilginç mucizeleri de inceledim. Şimdi bunları sizlerle paylaşacağım. Kur’an’da; gündelik hayatta insanın istifade ettiği bazı hayvanlar, kıssalara konu olan hayvanlar ve temsilde kullanılan bazı hayvanlar olmak üzere 27 hayvan ismi geçmektedir.
Kur’an’da adı geçen hayvanlar şunlardır: Aslan, at, balık, bal arısı, bıldırcın, bit, çavuş kuşu, çekirge, deve, domuz, eşek, fil, hüdhüd kuşu, inek, karga, karınca, keçi, koyun, kurbağa, kurt, köpek, maymun, pervane, sinek, sivrisinek, örümcek, yılan.
Kur’an’da bu hayvanların bir kısmından birer defa diğer bir kısmından ise birden fazla bahsedilmiştir. Ayrıca, Kur’an’da beş suresinin ismi de hayvan isimleridir.

1)Bakara (Dişi Buzağı) 2) Nahl (Bal Arısı) 3) Neml (Karınca) 4) Ankebut (Örümcek) 5) Fil Suresi.
Bu ön bilgilerden sonra gelelim tüylerimizi diken diken edecek mucizelere…

Belki duymuşsunuzdur… Kuran’da birbiriyle ilişkili olan bazı kelimeler eşit sayıda tekrarlanmaktadır. Mesela; Kur’an’da “Melek” kelimesi 88 defa geçerken “Şeytan” kelimesi de 88 defa geçer… veya “Cennet” kelimesi 77 yerde kullanılırken “Cehennem” kelimesi de 77 yerde kullanılmaktadır…
İşte, Kur’an daki bu kelime tekrarlarına genetik bilimi ile ilgili de rastlıyoruz. Bahsedeceğim ayette ilginç bir mucize ile genetik biliminin başlangıcına da işaret edilmektedir. Bilindiği gibi DNA terimi, canlılardaki genetik malzemenin yani deoksiribo nükleik asit’in kısaltılmış şeklidir.


James Dewey Watson 1954 yılında yaptığı çalışma ile DNA’nın ikili sarmal yapısını, araştırmacı Francis Crick ile birlikte bularak Nobel Ödülü almış bilim adamıdır. 1865’te doğa bilimlerine meraklı Avusturyalı keşiş Gregor Mendel ise manastırının bahçesinde 7 farklı özellik gösteren yenilebilir bezelyeler üzerinde çalışmıştır.

Genetik biliminin başlangıç tarihi bu yüzden Mendel’in 1865’te genetik yasalarını hazırlamış olduğu yıla dayanır. Deneylerinden yola çıkarak, yazdığı “Bitki melezleri üzerinde denemeler” adlı makalesinde, bazı kalıtımsal özelliklerin diğer nesillere aktarılma yasalarını açıklamıştır. Bu yüzden biyoloji ile ilgilenen çevrelerde hala kullanılan bu ilk bilgiler yüzünden, genetik tarihinin başlangıcı 1865 yılı olarak bilinir. Bilim tarihi için bir dönüm noktası oluşturan bu tarihe, Kuran’da 18.surenin yani Kehf Suresi’nin 65. ayetinde işaret edilmektedir. Müthiş bir tevafuk değil mi…

D-N-A harflerinin yani Arapça’da Dal, Nun ve Elif harflerinin Kuran’da nerelerde yan yana geldiği incelendiği zaman, en fazla Kehf Suresi’nin 65. ayetinde yan yana geldiği görülecektir. Bu ayette benzersiz bir şekilde, D-N-A harfleri ardı ardına tam üç defa ve yan yana yer almaktadır. Kur’an ın başka hiçbir ayetinde “DNA” harfleri bu şekilde ard arda ve çok sayıda geçmez.

Ayrıca ayette “ledün ilmi” yani “gizli ilimler”’e işaret edilmesi de ayrı bir mucizedir.
Ledün ilmi Allah katından melek veya peygamber aracılığı olmadan Allah’ın dilediği kuluna verdiği ilimdir. İnsanların beş duyu organıyla algıladıkları şeyler farklıdır. Buna “bilim” denir. Ledünnî ilim ise fikrî bir çaba ile elde edilemez. Allah tarafından verilen, ilahi bir kabiliyetin tecellisidir. Doğrudan doğruya bir “keşif” olarak tanımlanabilir. Gaybla ve gizli ilimler ile ilgili bilgiler ise, duyu organlarının algısı dışında kalan bilgilerdir.


Ayrıca yine Kehf Suresi’nde, DNA toplam 7 defa tekrarlanırken, RNA da yani Arapça’daki Ra, Nun ve Elif harfleri de 7 defa tekrar etmektedir. Buradaki 7 defa tekrar ilginçtir. Bildiğiniz gibi RNA molekülü de DNA gibi genetik yapıyı oluşturan diğer bir moleküldür.
Bu nedenle DNA ve RNA’nın özellikle bu surede eşit sayıda geçmesi, gerçekten bu moleküllere yüzyıllar önce Kuran’da işaret edildiğinin ayrı bir kanıtıdır.
Evet, bilim adamlarının bugün sıradan bilgi olarak baktığı DNA-RNA eşitliği için Kur’an-ı Kerim’in kullandığı matematik, mucizevi bir eşleştirmedir. Çünkü asırlar önce mikroskop yoktu ve yakın tarihte keşfedilen bu bilgiden kimsenin haberi de yoktu.