Hazret-i Ömer’in hilafeti zamanında, Şam ve civarında bulunan Hımıs şehrine bir kadı tayin edildi. Bu kadı, Sa’d bin Amir adında, Allah’tan korkan, adil ve merhametli bir adamdı.
Bir gün, Hazret-i Ömer, Hımıs’taki fakirlerin durumunu öğrenmek için bir mektup gönderdi. Hımıs’ lılar, mektubu alınca, şehrin fakirlerini bir listeye dökerek Hazret-i Ömer’e gönderdiler.

Hazret-i Ömer gelen listeyi açıp baktığında listenin başında kadı olarak tayin ettiği Sa’d bin Amir’in ismini görüp listeyi getirenlere hakiminin mali durumunu sordu. Onlar, (Kadımız hakikaten gayet fakirdir. Elinde avucunda olanı fakir fukaraya dağıtıyor, rüşvet olacağı korkusundan, bizim de en küçük bir hediyemizi bile kabul etmiyor) dediler.
Hazret-i Ömer, Sa’d bin Amir’i çağırarak, “Kadılığınız nasıl gidiyor?” diye sordu.
Sa’d bin Amir, “Allah’ın rızasına uygun bir şekilde devam ediyor,” diye cevap verdi.

Hazret-i Ömer, “Kadılığınızdaki insanlar, sizin hakkınızda neler söylüyorlar?” diye sordu.
Sa’d bin Amir, “Onlar, benim Allah’tan çok korktuğumu, adil ve merhametli olduğumu söylüyorlar,” diye cevap verdi.
Hazret-i Ömer, “Peki, sizin hakkınızda hoşnut olmadıkları bir şey var mı?” diye sordu.
Sa’d bin Amir, “Evet,” diye cevap verdi. “Onlar, benim üç kusurumdan şikayet ediyorlar.”
Hazret-i Ömer, “O üç kusur nedir?” diye sordu.

Sa’d bin Amir, “Birinci kusurum, sabah namazından sonra başlaması gerekirken, kuşluk vakti başlamamdır. İkinci kusurum, insanlarla fazla görüşmememdir. Üçüncü kusurum, haftada bir gün, evimden dışarı bile çıkmamamdır.”
Hazret-i Ömer, “Bu kusurların sebebi nedir?” diye sordu.
Sa’d bin Amir, “Birinci kusurum, ailemin hasta olmasından kaynaklanmaktadır. Onların ihtiyaçlarını karşılamam gerektiği için, sabah erkenden kalkıp hazırlanamıyorum. İkinci kusurum, görevimi hakkıyla yerine getirmek istediğimden kaynaklanmaktadır. Akşam olunca, gün boyu yaptığım işlerin muhasebesini yaparak, acaba bir hata yapmış mıyım diye kontrol ediyorum. Üçüncü kusurum ise, fakirliğimden kaynaklanmaktadır. Sırtımda giydiğimden başka elbisem olmadığı için, haftada bir gün giydiğim çamaşırlarımı yıkamak zorundayım. Ayrıca, yıkadığım çamaşırlarım kuruyana kadar da kimseyle görüşemiyorum.”
Hazret-i Ömer, Sa’d bin Amir’in bu açıklamasını dinledikten sonra, çok memnun oldu. “Sa’d,” dedi, “senin bu kusurların, aslında erdemlerdir. Allah’tan korkan bir hakimin, ailesine ve görevine öncelik vermesi doğaldır. Ayrıca, görevini titizlikle yerine getirmen ve fakirlere yardım etmen de takdire şayandır.”
Hazret-i Ömer, Sa’d bin Amir’i Hıms’ta kadı olarak görevlendirmeye devam etti. Sa’d bin Amir, Hıms’ta adaleti ve hakkaniyeti sağlayan, adil ve merhametli bir kadı olarak görev yaptı.