
Zünnûn-i Mısrî, İslam’ın erken dönemlerinde yaşamış, tasavvufun önemli isimlerinden biridir. Hak yolunu bulmak için çıktığı yolculukta, birçok zorlukla karşılaşmış ve sonunda Allah’a tevekkül etmenin önemini kavramıştır.
Zünnûn-i Mısrî, bir gün bir ağaç altında otururken, iki gözü kör bir kuş görmüş. Kuş, ağaçtan inmiş ve yeri eşerek bir altın kutu çıkarmış. Kutunun içinde susam varmış ve kuş, susamı yemiş. Daha sonra başka bir yeri eşerek başka bir kutuda bulunan suyu içmiş ve tekrar gömmüş. Topraktaki kutu yerleri belirsiz hâle gelmiş. Bu hâli gören Zünnûn-i Mısrî hazretleri, Allahü teâlâya tevekkül etmenin gerçeğini anladı ve tevekkül etmeye karar verdi.
Zünnûn-i Mısrî, bu olayı görünce çok etkilenmiş. Kör bir kuşun bile Allah’a güvenerek ihtiyaçlarını karşılayabildiğini görünce, kendindeki tevekkül eksikliğini fark etmiş. O anda, Allah’a tevekkül etmenin önemini anlamış ve bundan sonra tevekkül etmeye karar vermiş.
Zünnûn-i Mısrî, Allah’a tam manasıyla tevekkül etmenin yolunu aramaya başlamış. Bu arayış sırasında, bir gün bir viranede fakirlerle karşılaşmış. Geceyi onlarla birlikte geçirmiş ve onlarla sohbet etmiş. Fakirlerin Allah’a olan bağlılığını ve tevekkülünü görünce, kendi yolunu daha da netleştirmiş.
Ertesi gün, Zünnün-i Mısrî, bir küp altın bulmuş. Küpün ağzında bulunan tahta kapakta, Allah ismi yazılıymış. Zünnün-i Mısrî, altınları fakirlere dağıtmış ve tahtayı alıp, o gece de orada kalmış. Gece uyurk uyandıkça, yazıyı öpüp başına koyup gözüne sürüyordu.rüyasında kendisine şöyle denilmiş:

“Arkadaşların altınları aldılar. Sen Allah’ın ismini azîz tuttun. Sen de dünyada azîz ol!”
Zünnûn-i Mısrî, bu rüyadan sonra, gönlünün ve benliğinin Allah’ın nuruyla dolduğunu hissetmiş. Hak yolunu bulmuş ve artık bir mürşid olarak insanlara yol göstermeye başlamış.