Sosyal medyada sokak röportajlarından bir tanesinde görmüştüm. Sokakta durdurulan bir adam ateist olmakla övünüyor. Maalesef ateistim diyen birçok insan bu durumda…
Bu videoyu izleyenler gülebilir. Videodaki adama dilinizin ucuna kadar gelen hakaret içerikli sözler sarf edebilirsiniz. Beni bunlardan daha çok röportajda konuşan adamın söylediklerini tartamayacak seviyede olması ilgilendiriyor. Ayrıca neler yaşadı ki… Böyle konuşup ateist olması ile övünmesi gerektiğini düşünüyor.
Bu videodaki konuşma bir kurgu değil. Onu da söyleyeyim. Toplumda hatta çevrenizde o kadar çok bu şekilde insan var ki…Mesela, Kuran ayetlerini doğru dürüst okumadan bazı ateist sitelerde gördükleri soruları “Kur’an’da çelişki var” diye bize soranlar var. Yazıktır ki en büyük kötülüğü de kendilerine yapıyorlar. İyi araştırmadıkları için maalesef Kur’an dan uzaklaşıyorlar. Bu, din düşüncesini, özelinde de Kur’an-ı Kerim’i bir bütün olarak kavrayamadıklarından kaynaklanıyor. Yani olaylara kuş bakışı bakamıyorlar.
Ben şimdi kendimi onların yerine koyuyorum. Araştırmacı ve aklı başında olan bir insanın “yaratıcıdan geldiği iddia edilen” bir kitabı olabildiğince detaylı incelemesi gerekmez mi? Başkalarının iddiaları gerçek mi diye kendisi de kontrol etmeli, araştırmalıdır.
Kendimden örnek vereyim. Mesela, herhangi bir kitapta veya sosyal medyada karşıma diyelim ki Kur’an Kerim’in 19 mucizesi ile ilgili bir bilgi çıkıyor. Anlatılan veya verilen o bilgiyi Kur’an-ı Kerim de tek tek incelemeden veya inanmadan sizlere sunmuyorum. Çünkü bu bir sorumluluk… Hadi sen yanlış yaptın. Başkalarını da aynı yanlışa ortak etmemelisin düşüncesindeyim.
Türkiye gibi bir Müslüman ülkede insanlarının dini şüphelerinin nedenleri nelerdir?
Bu sorunun cevaplarının, çevrenizdeki insanlara odaklandığınızda çok basit olduğunu görürüsünüz.


Kendini dindar olarak tanıtan insanların yaşamlarının meydana getirdiği hayal kırıklığı.
İnançlı anne-baba ile çocuklarının çatışmalı ilişkileri.


Sebep ve hikmeti anlatılmadan dini emirlerin dikte edilmesine karşı oluşan tepki.
İnançlı olduğunuzu söylediğinizde eleştiriye uğramak endişesi.



Yaşadığımız şu dünyadaki kötülük ve adaletsizlikleri gören bir insan, Yaratıcı’nın merhameti ve adaleti konusunda sarsılabiliyor… Ki artık her şey sosyal medya ile gözler önünde yaşanıyor…

Sakallı, Müslüman görünümlü zaaflarına esir düşmüş bir adamın bir çocuğu taciz etmesi ruhları ciddi yaralıyor. O anda şu akla gelmiyor. “Milyonlarca Müslüman var. Ama bu hataya düşen çok çok az” düşüncesi oluşamıyor maalesef…
Bir diğer konu: Din-bilim çatışması oluşturulmaya çalışılması… Bir insanı ciddi bir ikilemin ve açmazın eşiğine taşıyan bir konu… İslâmiyet, Allah inancının varlığı üzerine inşa edilen tevhit eksenli bir inanç sistemidir. Tabii ki Allah’ın varlığı kabul edildiği anda ahiret günü ve iyi insan olma inancı da beraberinde gelir.


Ateizm ise bir sebebi yani Allah’ın varlığını inkâr eden felsefî bir öğretidir. Ateist de düşünerek ve tartışarak Tanrı’nın var olmadığını ileri süren kişidir. Normalde tanım olarak bu böyle… Ama dünyada insanların çoğunluğu bir akım olduğu için, moda olduğu için ateist veya deist oluyor. Çünkü bir iki tane ateizm veya deizm ile ilgili soru sorduğunuzda cevap dahi veremiyorlar. İşte bu ürkütücü…
Çünkü isterim ki düşmanım bile akıllı ve karakterli olsun. Bir eğitimci olarak söylüyorum: Cahille uğraşmak o kadar zor ki… Aslında ateist bir insan Tanrı’nın varlığına inanmamakla kalmaz, O’nun olmadığını ispatlamaya da çalışır. Peki deistler… Günümüzde, Tanrı’yı veya bir Yaratıcı’yı inkar etmek, o kadar deliller varken çok zor olduğundan dolayı “Ne yapayım? Ateist olamıyorum bari deist olayım” diyorlar.
Ateizm, Tanzimat’tan başlayarak artan bir hızla ülkemiz aydınları arasında yayılmaya başlamış nerede ise bir dönem aydın olmanın şartı haline gelmiştir. Ateistler, Allah’ı ve ruhu inkâr edip, kâinatın tesadüfen meydana geldiğini ileri sürmüşlerdir.


Ateizm dine, dinî olana, dindara ve dinî inançlara karşıdır. Ama maalesef Allah’ı inkâr eden Ateist düşüncenin vardığı yer, insanın kendisini Tanrılaştırması olmuştur.
Ateizme bugünkü son şeklini veren ise Nietzsche (Niçhe)’dır. Nietzsche “Tanrı ölmüştür” söylemiyle kiliseye karşı bir isyanın temsilcisi olmuştur. Bu batıda böyledir.




Ateizm iki temel kabulden hareket ederek Tanrı’yı inkâr etmektedir. Birincisi; âlemin akıllı bir tasarımın ürünü olmadığı, aksine tesadüfen meydana geldiği… Yani madde ezelidir ve o her şeyin kaynağıdır. Dolayısıyla Tanrı’ya ihtiyaç yoktur. İkincisi; Tanrıyı inkârlarına neden olarak da dünyadaki kötülükleri göstermektedirler. Dünyada her an karşılaştığımız hastalıklar, savaşlar, depremler, ölümler ve bunların meydana getirdiği yıkımlar ve acıları örnek gösterirler. Allah’ın varlığını kabul edip ama ben deistim diyenler ise dünyada var olan kötülüğü insanın olgunlaşması için bir araç olarak yorumlamışlardır.


Batıdaki ateizme yönelişi bir yere kadar anlamak mümkün. Çünkü Hıristiyanlıktaki baba-oğul-kutsal ruh yani “teslis” inancı mantık olarak insanları tatmin etmiyor. Bu yüzden Hıristiyan çevrelerde insanların dinden uzaklaşarak ateizme yönelmelerine sebep olmuştur. Hıristiyanlık inancının halka zorla, baskı ile kabul ettirilmesinde papaz ve rahiplerin büyük rolü vardır. Allah ile insanlar arasındaki aracılık rollerine dayanarak halkı malî yönden de istismar edip zengin olmuşlardır. Halk arasında önemli bir konum elde etmişlerse de bu tutumları, zamanla halkın dinden uzaklaşmasına sebep olmuştur. Hâlbuki din adamları aslında dinin bilinip öğretilmesinde görev üstlenen insanlardır. Diğer insanlardan hiçbir üstünlükleri ve kutsallıkları yoktur.


Bilgi ve bilgi çağının getirdiği felsefi değişiklikler, toplumların düşünce yapılarını kökten sarsmış ve din-bilim çatışmasına yol açmıştır. Durum böyle olunca toplumda her şey sebeplerle açıklanır hale gelmiş ve insanlar görmediğine inanmamaya başlamıştır. Bu da doğal olarak insanların dinden uzaklaşarak ateist olmalarına neden olmuştur. Halbuki din, bilim konusuna ve sebeplere müdahale etmez. Varlık veya olayın değerlendirilmesinde; O’na hikmet ve gaye açısından bakar.
Bir örnek vereyim. Bir olay gerçekleşti diyelim. Mesela; birisi vefat etti. Din ölen o insanın iyi bir insan olup olmadığı ile ilgilenir. Bilim ise ölenin çürümesi, çürüdükten sonra bunun sebepleri ve ne olacağı ile ilgilenir. Ateistler ise bütün metafizik gerçekleri inkâr ederler. Mesela; ruh gibi… Mesela; ölümden sonraki hayat gibi…


Haberleşmenin hızla geliştiği dünyada insan düşünce ve eylem biçimleri hızla yayılmakta olumlu veya olumsuz bir biçimde bütün dünyada etkisini gösterdiği gibi ülkemizde de kaçınılmaz bir şekilde kendini hissettirmektedir. Dolayısıyla tüm dünyada insanları Tanrı tanımazlığa götüren genel sebepler, bazı farklılıklar olsa da ülkemiz için de geçerlidir.


Ülkemizde son yıllarda yapılan araştırmalar din karşıtı akımlardan olan ateizmin ve deizmin ciddi oranda artış gösterdiğine işaret etmektedir. 2017 yılında Türkiye’de yapılan bir araştırmada insanlara, “Allah’ın varlığına ve birliğine, bizi yaratıp yaşattığına inanıyor musunuz” şeklinde bir soru yöneltilmiş, % 86 oranında “evet”, % 4 oranında “hayır”, % 4 oranında “cevapsız veya kararsız” yanıtı alınmıştır. Aynı soruya “evet, Allah’ın bizi yarattığına inanıyorum ama her şeye karıştığını, karışacağını düşünmüyorum” şeklinde deist bir yaklaşımla cevap verenlerin oranı ise % 6 olmuştur. Halbuki hep ne deriz? Ülkemizde yaşayanların % 99’u Müslümandır. Bu son araştırmaların sonuçları gösteriyor ki ateizm, deizm ve din karşıtı akımlara yönelim artmaktadır maalesef…

Peki, bu ateizm ve deizm akımları niye var?
Tabii, tüm dünyada ve ülkemizde ateizme ve diğer din karşıtı akımlara yönelmenin sebeplerinin aslına inersek…
1. İnsanın kendisini her türlü kayıt ve kontrolden bağımsız ve özgür hissetmesi arzusu
Bu, insanın kendi aklı, güç ve kudretini tanrı edinmesine yol açmıştır.
“Baksana şu kendi heva ve heveslerini Tanrı edinen kimseye! Artık sen mi vekil olacaksın ona, işlerini sen mi yürüteceksin?” Furkan/43
Günümüzde aklın ve bilimin öncülüğünde teknolojinin gelişmesi sonucu maddî zenginliğin arttığı bir gerçektir. Belirli bir servete, şana, şöhrete ve makam ve mevkiye gelen bazı insanlar nereden ve nasıl geldiğini unutarak kendilerini her şeyden soyutlarlar. Böyle insanlar nefsanî istek ve arzularına sınır koyan etik ve dinî değerlere karşı da duyarsızlaşmakta, dinî ve ahlâkî düşünceyi kale almayan seküler bir yaşam sürebilmektedir.

Zamanla yaşadığı gibi inanmaya başlayan bu insanlar hayatı sadece bu dünyadan ibaret görmeye, âlemin tesadüf sonucu meydana geldiğine kendilerini de inandırmaya çalışırlar. “…şüphesiz nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder… Yusuf / 53”

2. Din-bilim ilişkisinin sağlam bir zemine oturtulamaması
İslâm’ın bilimle çatıştığını, insana özgürlük alanı tanımadığını, İslâm’ın akılla çatışan ilkeler barındırdığını, âhirete öncelik verip dünya yaşantısını ihmal ettiğini, bu sebeplerden İslâm ülkelerinin geri kaldığını savunan din karşıtı insanların olduğu bilinmektedir.
Son zamanlarda televizyonlarda ve sosyal medyada dini konuların anlatımı kıssa, hikâye ve masal üslubuyla gerçekleşmektedir. Bu anlatımların akılla çelişmesi, olağanüstülükler içermesi dinin bu dünyada yaşanabilir veya uygulanabilir olması düşüncesini zayıflatmaktadır. İnsanlığa örnek olsun diye gönderilen Hz.Muhammed (s.a.v) ’in hayatı, yaşantısı zaman zaman öyle anlatılıyor ki olağanüstülükler içerisinde sunuluyor.
3. Din dilinin günümüz insanının anlayabileceği düzey, biçim ve formda sunulamaması
Bu özellikle insanları dinden uzaklaştırarak, ateizme, deizme veya inkârcı diğer akımlara yönlendirmektedir. Halbuki sosyal medya araçları kullanarak onlara ulaşılabilir, dini ve insanî değerler konusunda onların anlayacağı bir dille aydınlatıcı bilgiler sunulabilir.


4. Din ve dinî değerlerin ticarî, siyasî ve dünyevî amaçlar için istismarı
Dinin ticarî ve siyasî ikbal için istismar edilmesi düpedüz Kur’ân ın ruhuna, İslâm’ın evrensel ve ebedî amaçlarına aykırıdır.Ancak her din veya toplulukta olduğu gibi istismarcıların varlığı bahane edilerek din aleyhtarlığı veya dini değerleri inkâr makul bir anlayış olamaz.
“Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın, o aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın.” Fatır/5
5- Dinî metinlere yasakları ve şiddeti öne çıkaran bir anlayışla yaklaşan dinî grupların din yorumları ve yaşayışları
Sözde İslâmcı örgütlerin din yorumları, insanların dinden uzaklaşarak, ateizm, deizm ve benzer din karşıtı akımlara yönelmelerine neden olmaktadır.

Ancak biz biliyoruz ki İslâm sulhu, barışı esas kabul eden ve orta yolu tercih eden bir dindir. Meşru savunma hakkının dışında da şiddet ve aşırılığa izin vermez. İşte bu sebeplerden araştırmadan, okumadan, çevreden duydukları ile zihni bulanıp ateist veya deist olan insanlar var.
Bana kızmayın, Görüldüğü üzere bu yüzden günümüzde kafası çalışan ateist bulmak zor… Peki, özeleştiri yapayım… araştıran okuyan müslüman ve inançlı insan sayısı… maalesef o da çok az…