
Napolyon kompleksi, bazı insanlarda görülen bir durumu anlatan bir benzetmedir. “Kısa boylu erkek sendromu” da denir. Bu tip erkeklerin aşırı agresif ve otoriter davranışlar sergilediği söylenir. Kişinin boyunun kısa olmasından dolayı bu durumu telafi etmeye çalışması olarak da yorumlanır.
Bilirsiniz, genel olarak herhangi bir engele sahip kişilerin diğer bir taraflarını öne çıkararak eksiklerini telafi etmeye çalışması düşüncesi yaygındır. Ayakları veya saçları olmayan birinin vücut geliştirme sporu ile uğraşması gibi…
Atalarımız esprili bir şekilde ne demiş “poposu yere yakın olandan korkun”!
Acaba bu genelleme doğru mu yanlış mı?


Kısa boylu erkekler, hiçbir zaman istenen erkek olamazlar, gerek esprileri, gerek maddi imkanlar ile bu açığı kapatmaya çalışırlar. Tipleri yakışıklı bile olsa “Ya sende 10 cm boy olsaydı, ne canlar yakardın” cümlesi ile hayatları boyunca onlarca defa muhatap olurlar. Gerçi, “Kısa boylu erkekler sinirlendi mi oturtur” şeklinde nam salmışlardır.
Çünkü gerçekten her şeye “evet” dedikleri için biriktirmişlerdir. Ara ara bu birikimleri boşaltma noktaları ve anları olur.
Tıpta fazla kilo diyet ile giderilir, göz rengi lens ile değiştirilir, saç rengi boya ile değiştirilir, ama kemik yapısını değiştirmek için çok ciddi operasyonlar gerekir.


Hayatın içinde yaşarken sıkıntıları var mıdır? Evet… Kalabalık konserlerde sahneyi bir türlü göremezler, perde takmakta, ampul takmakta zorlanırlar. Kız istemeye giderler. “Evet, iyi çocuk ama…” cümlesi duyulur. Oradaki ama sanki “adam öldürmekten mahkum” der gibi. “Kısa boylu” anlamına geldiğini herkes biliyordur aslında…
Sanki hayata 1-0 geride başlayanlardır onlar. Daha heybetli görünmek için yüksek ve geniş araç kullanmak zorunda hissederler kendilerini. Ama direksiyonda küçücük kaldıklarının pek farkında değildirler. Ailelerinin ya laf cambazı ya da aile sanatçısı olurlar… Az cesaretli ve esmer olanları aklı kıt zebellahları toplayarak çete başı olurlar. (Kelimenin aslı “zebella”dır. Arapça kökenlidir. İri yarı kimse anlamına gelir. Büyük ihtimalle halk arasına söylenirken sonuna “h” harfi de eklenmiştir.)
Gelelim kısa boylu erkeklerin karakterine etki eden böyle bir şey var mı ve bilimsel mi sorusuna?
Kısa boy… Kısa ama hangi boy kısa sayılır? Bir bakalım…


Tıbben erkeklerde 1.65’in, kadınlarda ise 1.50’nin altı kısa boy olarak kabul edilir. Cücelik ise kadınlarda 1.25’in, erkeklerde de 1.30’un altıdır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre dünyada erkek boy ortalaması 176 cm iken, kadınların boy ortalaması 163 cm’dir. Ortalama en uzun erkek boyuna sahip ülke 1,84 metre ile Hollanda’dır.
Türkiye de ise erkeklerde boy ortalaması 1,74 cm kadınlarda 1,62 cm‘dir. Listenin en sonunda ise kadın/erkek fark etmeksizin, ortalama boyun 1,58 metre ile en az olduğu Endonezya var…


Dünya nüfusu üzerinde araştırmalar yapan World Population Review, 2022’nin ülkelere göre boy ortalamalarını açıklamıştır. Türkiye, listede yer alan 199 ülkede arasında 54. durumdadır. Yani orta sıralardayız. İlginç bir bilgi; ortalama en uzun boylu toplum olan Hollanda’da yeni gelen nesillerin öncekilere göre daha kısa boylu olması bilimsel araştırmalara konu olmuş durumda.
Ortalama boydaki azalmasının sebebi olarak Hollanda’ya gelen göçmen nüfus gösterilse de son 4 nesildir Hollanda’da doğanların boy ortalaması da gittikçe kısalıyor.
İngiliz bilim dergisi Royal Society’de yayınlanan bir araştırmaya göre, Hollandalılar 18. yüzyılda 165 santimetre ile Avrupa’nın en kısa boylularıydı. Peki, ne oldu da uzadılar? Geçen 150 yılda özellikle iyi beslenme alışkanlıkları ve süt ürünlerinin fazla tüketimi sayesinde ortalama 20 santimetrelik olağanüstü bir büyüme kaydetmişlerdir.

Günümüzde Hollanda’da sorunun nedeni nedir? Bunun cevabı; kısmen beslenme alışkanlıkları gibi görünse de genel olarak sağlık hizmetlerine erişim, hastalıklar, iklim ve hatta doğal seleksiyon gibi faktörler boy ortalamasını etkileyebilmektedir.

Anne sütü ve süt içen çocukların, daha uzun boylu olması yaygın bilinen bir sonuçtur. Süt, peynir, yoğurt, yumurta, balıkların siyah etleri ve bol su tüketimi boyun uzatılmasında oldukça etkili besinler olarak dikkat çekmektedir.
Gelelim boy ile karakter ilişkisine…
Bilim insanları, erkeklerde boy ile içinde narsisizm, makyavelizm, psikopatiyi barındıran ve psikolojide “karanlık üçlü” olarak adlandırılan kişilik özelliklerinin bağlantısını araştırdı.


Polonya’daki Wroclaw Üniversitesi’nde yürütülen araştırmada, bilim insanları, daha kısa boylu erkeklerin psikopatik ve narsist eğilimleri olduğunu ve boylarının kısa olmasına rağmen bunun daha güçlü görünmelerine yardımcı olduğunu ortaya koydu.
Araştırmanın başındaki isim Monika Kozlowska, “İnsanlar fiziksel olarak güçlü olamayınca, bunun yerine psikolojik olarak baskın olabiliyorlar” diyor. Daily Mail’in haberine göre, Personality and Individual Differences’ta yayınlanan çalışma için Kozlowska, “Napolyon Kompleksi”ni araştırdı.
Kozlowska, “Daha güçlü görünmek, diğer insanların onları gerçekte olduğundan daha uzun olarak algılamasına neden olabiliyor” diye de ekliyor. Daha kısa insanların boylarındaki eksikliklerini telafi etmek için sergilediği otoriter veya saldırgan bir tavra verilen bu isim, adını Fransız Devrimi sırasında İngiliz gazeteleri tarafından boyuyla alay edilen Fransız lider Napolyon Bonapart’tan alıyor.

Aslında, resmi kayıtlarda Napolyon’un boyu 1,68 m olarak geçerken, yaşadığı dönem için normal kabul edilmektedir.

Başka bir çalışmada araştırmacılar, 367 erkek ve kadınla “karanlık üçlü” kişilik özelliklerini kullanarak anket yaptılar. Katılımcılara “İstediğimi elde etmek için başkalarını manipüle etme eğilimindeyim” gibi ifadelere ne kadar katıldıklarını sordular.
Sonuçlar, her iki cinsiyetten daha uzun olmak isteyip de daha kısa olan katılımcıların, karanlık üçlü özelliklerinin tümü için daha yüksek puan alma eğiliminde olduğunu gösterdi. Bununla birlikte, bu kategorideki erkek katılımcılarda narsisizm özelliklerinin güçlü olduğu ortaya çıktı. Araştırmacılar, uzun boylu olmak isteyen kısa boylu kadınlarda da hile ve kandırma özelliklerinin daha güçlü olabileceğini tespit etti.
Tabii ki şunu herkes biliyor. Boyumuz, değiştiremeyeceğimiz bir biyolojik özelliğimizdir. Ama yakışıklılık algısından, banka hesabına ve ömrün uzunluğuna kadar hiç tahmin edemeyeceğimiz şeyleri bile etkiliyor. Yapılan birçok araştırmada uzun boylu erkeklerin ve kadınların daha çekici göründüğü ile alakalı sonuçlar ortaya çıkmıştır.
Yakın zamanda yapılan bir araştırma ise tüm dünyada seçimlerde uzun boylu adayların daha fazla oy aldığını gösteriyor. Mesela; ABD’de yapılan tüm başkanlık seçimlerinde iki adaydan hep daha uzun olanı seçimi kazanmıştır. (son seçim istisna)


Uzun boylu kadın ve erkeklerin daha dominant, sağlıklı ve zeki olduğu, rekabet gerektiren işlere seçilme olasılıklarının daha fazla olduğu düşünülüyor. Bu insanlar daha fazla para kazanıyor. Bunun nedeni, mantıken liderlik için önemli olan özelliklerin uzun boy ile ilişkilendiriliyor olmasıdır.
Bütün başarılı insanlar uzun boyludur denemez elbette. Amerika’da Winston Churchill, Martin Luther King, Türkiye de Turgut Özal kısa boylu olmalarına rağmen karizmatik ve başarılıydılar.

Uzun boy sağlık açısından ufak riskler taşısa da birçok araştırma uzun boyluların mutluluk ve hayattan zevk alma bakımından daha şanslı olduğunu gösteriyor. Bunun arkasında yatan neden ise boy uzunluğunun, kariyer olanakları ve kazanılan para üzerinde etkili olmasıdır. Dolayısıyla ilk izlenim açısından uzun boylular daha avantajlı durumdadır.

Sporun birçok dalı için uzun bacaklı ve uzun boylu olmak daha önemlidir. İşte, kısa boylu erkeklerin bu dezavantajlı durumda arayı kapatmak için kendilerini karakter değişimine zorladıkları malum…
Kısa boylu olmanın avantajları yok mu? Tabii ki, var…
Mesela, yüz yaşını aşan nüfus bakımından İtalya’nın Sardunya adasındaki bir bölge Avrupa’da ilk sırada geliyor. Akdeniz diyeti ve canlı bir sosyal hayat gibi başka etkenler de önemli görülmekle birlikte, insanların biraz kısa boylu olmalarının da bu duruma katkısı olduğu düşünülüyor.


Burada yaşlı kuşak erkeklerde ortalama boy 1,60 m civarında. Bu sonuç biraz şaşırtıcı… Genel bakış; sağlıklı insanların boylarının uzadığı ve boyun genel sağlığın iyi bir göstergesi olduğu yönündedir. Halbuki diyet ve sağlık hizmetleri gibi başka faktörler göz ardı edildiğinde uzun boyluların yaşlandıkça daha fazla sağlık sorunuyla karşılaştığı görülmektedir.
1,3 milyon İspanyol üzerinde yapılan bir araştırma, boydaki her ekstra santimetrenin ömrü 0,7 yıl kısalttığını göstermiştir. İlginçtir; özetle kısa boy genelde “daha uzun ömür” anlamına gelir.
Bütün bu anlattıklarımız yapılan araştırmalara göre önümüze konan genel istatistikler tabii ki… Bu genellemelerin dışına çıkan çok sayıda örnek de var.
18. yüzyılda yaşamış ünlü bilim adamı ve mutasavvıf Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname’si ansiklopedik bir kitap olmasıyla birlikte fizyonomiye de büyük önem vermiştir. Marifetname’de bulunan dış görünüşe göre kişilik analizlerinin bazıları şu şekildedir: “Boyu uzun olan saf olur. Boyu kısa olanın hilesi, fitnesi çoktur. Orta boylu olan kişi akıllı ve güzel huylu olur.”


Bunlara kitabında yer veren İbrahim Hakkı hazretleri’nden çok ilginç bir hikaye anlatayım.
İbrahim Hakkı ve arkadaşları bir gün yolculuk sırasında bir handa konaklarlar. O zamanlarda İbrahim Hakkı Hazretleri Marifetname adlı eserini tamamlamıştır.
Onları karşılamaya kısa boylu bir hancı gelir ve isteklerinin ne olduğunu sorar. Bunu çok nazik ve güzelce yaptığından İbrahim Hakkı Hazretleri şaşırır. Bakar ki hancının fiziği ile Marifetname’de yazdığı huyu hiç birbirini tutmamaktadır. Hancı, onları ağırlayıp uyuyana kadar misafirlerine çok iyi davranmıştır. Gece arkadaşıyla odalarına geçen İbrahim Hakkı Hazretlerini sabaha kadar uyku tutmaz.
Bu hancı nasıl olur da böyle iyi davranır, hiçbir şekilde eserindeki yazdığı huylara uymaz, “Yanlışlık bizde mi var?” diye düşünür durur. Sabah olur ve sıra yapılan hizmetlerin karşılığının hancıya ödenmesine gelir. Hancının istediği ücret çok yüksektir. Hazretin yanındaki arkadaşları ücrete itiraz eder ama nafile… İtiraz edildikçe hancı kızar, kötü huyu ve karakteri ortaya çıkmaya başlar.
En son olaya İbrahim Hakkı müdahale eder ve derki: “Verin şu hancının parasını da çıkıp gidelim, bu adamın yüzünden sabaha kadar uyumadım zaten, az daha kitabımı yakacaktım”
İnsan fizyonomisinden, onun yüz hatlarından ve bir kısım davranışlarından hareketle karakter tahlilinde bulunan ve tarihte İlm-i kıyafetadıyla bilinen alan; bize göre bugün dahi meçhul olan birçok tespitlerde bulunur.

Ne var ki, bu fizyonomilere sahip insanların çoğu kez aynı karakteri sergilemedikleri de bir gerçektir. Hatta araştırıldığında, çok iyi bir terbiyecinin tezgahından geçtikleri, kendi duygularını baskı altına aldıkları ve iradelerini iyi yönde kullandıkları sürece, çok iyi ve örnek insanlar oldukları da görülmüştür.

Burada eski bir deyişi hatırlatmakta yarar var: Kaderinizi belirleyen bedeninizin ölçüsü değil, sizin onu kullanma biçiminizdir. Meselâ, uzun boylular hakkında hüküm verirken “Bütün uzun boylular saftır” dersek, kısa boylularla da alakalı hüküm verirken bunlar hileci ve fitnecidir dersek, tarihte önemli yer tutan Hz. Ömer(r.a) gibi uzun boylu, Hz. Ali(r.a) kısa boylu insanları görmezden gelmiş oluruz. Herkes böyledir dememek kaydıyla, bütün bunlar uydurma bilgiler de değildir.
Genelde fizyonomiye bakılarak söylenen şeyler bir hakikatı barındırır ve zamanla tecrübe edilerek oluşmuş istatistiki bilgilerdir. İnsan irade sahibi bir varlıktır. İradesini kullanarak yaratılıştan gelen birçok dezavantaj olabilecek durumu düzeltebilir. Neticede karakterli, ahlaklı ve iyi bir insan olabilir.
Yazının videosunu seyretmek isteyenler için buyrun;